HİLELİ KEFELER, KEFERELER…
Biraz davul tozu, biraz minare gölgesi ve iki gram muhalefet… Kişiye göre Cumhuriyet. Adamına göre Adalet! Yasaklar çerçevesinde demokrasi. Türkiye onu, o da Türkiye;yi çok iyi tanıyor.

HİLELİ KEFELER, KEFERELER…
Biraz davul tozu, biraz minare gölgesi ve iki gram muhalefet… Kişiye göre Cumhuriyet.
Adamına göre Adalet! Yasaklar çerçevesinde demokrasi. Türkiye onu, o da Türkiye;yi çok iyi
tanıyor.
Vatan kurtaran “Şabanlardan; Zübüklere... Buradan Musa’nın hapishanesine” uzanan bu yolda
kendisine kahraman arayan halk! Bu gidişat sadece açlıkla, yoklukla, yoksullukla değil, bağımsız
yaşam mücadelesi içinde özgürlüğün. ‘Ben insanım’ demenin, tarikat esaretine, Yer Tanrılarının
hükümranlığına başkaldırı günü olmalıydı olmadı…
Darbeler her zaman asker dipçiği ile gelmez. Demokrasi ile de gelir. Diktatörleri gizleyen, ahır
uşaklarını entelektüel gösteren karartmalar halkın gözünü karartır. Demokrasi içinden bir diktatör
doğar. Halk zulme ya ortak, ya da zulmün parçası olur. Darbe sonrası iktidar taşınan her sivil üniforma
şekillendirmeden, tüm engellerin askerler tarafından konduğunu ifade eder.
Aklını kiraya verenler ve o aklın içinde kiralık oturanlar.
Darbe silahla yapıldığı gibi, yasalarla oynanarak ta pekâlâ yapılabilir durum öyle değildir. Esasta
yapılmak istenen toplumsal refleksleri silerek diktatörlüğü inşa etmektir. Modern Türkiye, çağdaş ülke
kavramları bana çok basit ve yavan geliyor. Modern bir ülkede yönetenler rol modeldir. Ahlak ve
çalışkanlığın rol modelidir. Bizde modernlik nasıl bir olgudur ki bu kelam sürekli dayatılır? Cehaleti
körükleyen en etkili, etkili olduğu kadar sihirli kelimede tamda budur. “büyük Türkiye”… Büyük olmak
için çok farklı kriterlerin bir arada olması gerekir. Dört siyasi hokkabazın ettiği dört şarlatanın
lakırdıların önünde ibiş rolü kestiği bir siyaset örtünün ta kendisidir. Bu havalı laflar bu ülke insanının
uyuması için bugüne kadar mütemadiyen söylenen en güzel, büyüleyici, umut dağıtıcı ninnilerdir.
Babam bu ninniyle doğup büyüdü ve öldü. Süreç seksen yıl. Belki dedemden bu süreçten biraz
nasibini almıştır. Bilmiyorum ama bende bu ninniler eşliğinde 70’i yıl devirdim. Sizce sorun kimde?
Gündemi altüst eden çadır tiyatrosunun başrol oyuncusunun sergilediği çadır tiyatrosuna.
Halka açlık, yoksulluk ve yaşanan onlarca alçak senaryoların üzerin kapatılmış olur.
Halk; Kılıçdaroğlu’nun AKP;yle kıydığı imam nikâhını izliyor. Kılıçdaroğlu’na düşen imam eşliğinde
badem bıyık formatına bürünmesi veya sakal bırakması. Sonra yaptığı ahlaksızlıklardan arınmak için
boy abdesti alıp, diyanet bütçesinden umreye, döndükten sonra yedi uyurlarda el açıp deve kurban
edip korumalar eşliğinde meclis camisinde şükür namazı kılıp makam odalarından Atatürk posterini
kaldırıp yerine Vahdettin posteri astıktan sonra! Kafasına geçireceği fes ile kameralara poz vermelidir
ki. Sadakatin ilk işaret fişeği, utanmazlığın usturası ortaya dökülsün.
Böylelikle al takke ver külah oyununu da baş aktör olmanın gururunu yaşamalı. “Padişahım çok
yaşa”… Devri fiilen başlatılmış olmalı. Önceliğimiz sarayın selameti için hazırlanmış anayasa olmalı.
“Hazır mısın bay kemal”?cevap mutlak “Emrinizdeyim ulu hünkârım” olacaktır. Sadakat için ve yeni
alınacak emirler için “gel Kemal… Git Kemal devrine” girmiş oldular Elhamdürüllah... Devlet kurmuş
100 yıllık bir partinin koltuğunu hukuk eliyle kemalciğe teslim edilmesi!
Adanmışlık ve hainlik. Dünya devleti olmak farklı. Bir ülkede Devlet alavereli işler ile suç
işliyorsa. O ülkede Otokrasi, Despotizm, Sultanizm vardır.
Polis devleti ile Dünya devi… Parti ordusuyla bağımsızlık olmaz. Bize çadır tiyatrosu ibişleri değil.
Devlet adamlığını ahlak olarak benimsemiş, ülkeye adanmış akıl gerekli. Bizim ihtiyacımız Zübükler,
Şabanlar, İbişler, dalavereci, hırsız çıkar odaklı, ihale takipçisi siyasetçiler değil.
Bizim ihtiyacımız; Anayasaya bağlılık, hukukun üstünlüğü ve tam bağımsız bir ülkede özgür bireyler
olmak. Gelecek kaygısı olmadan hayalleriyle bütünleşen gençlerin varlığıdır. Tek parti veya
antidemokratik yönetimler altında namuslu insan kalmak. Haksızlıklara karşı direnmek çok mu güç?
Cezaevleri hücrelerinde çürüyen aydınlar, zincirlenmiş kalemler… Büyük olmak bu değil. Hileli kefeleri
halkın terazisi yapmak, hukukun üstünlüğünü göstermez.
Tutsa da, tutmasa da artık; bu ülkede çamur atmak sıradanlaştı.
Türk siyasetinde halkı aldatarak makam ve halk sırtından servet sahibi olan şaklabanlar, bunların
suçuna ortak ibişler. Bu ibişler arasına Kılıçdaroğlu gibi birde 7 kocalı Hürmüz katıldı ki! Değmen
beyimin keyfine, dokunmayın saltanatına. Ülke batmış, yanmış, yıkılmış, işgal edilmiş, kimlikleri
satılmış. Tüm cumhuriyet birikimleri sensin olmaktan çıkmış. Enflasyon masalıyla vahşice servet
transferi yapılarak ülke talan ediliyormuş! Memur, emekli, işçi aç kalmış. Onların çocukları çağdaş
dünya ülkelerinde okusunlar yarın bu ülkenin başına gelsinler, senin çocukların imam hatiplerden
mezun olup onların hizmetkârı olsun. Ne önemi var. Onlar cehaleti böyle sınıflandırıyor ve böyle
yönetiyorlar.
Bu ülkede vatanseverler vatan haini. Vatan hainleri vatansever oldu.
Sen zevahirini kurtar devri başlatıldı... Bu millet uyumaya uyutulmaya alıştırıldı. Ha bir eksik, ha bir
fazla. Senin etkin kıçının darlığı kadar. Yalan mı?
Ülkede yaratılan çürüme düzene boyun eğmeyen düşünceler. Siyasi yozlaşma, makam ve nüfuz
suiistimali ile haksız kazanç, yaşamda normalleşti. Siyasi gücü elinde bulunduranların kamu
kaynaklarını şahsi çıkarları ve zenginleşme aracı olarak kullanırken seyredenlerin içi boş tartışmaları.
Liyakatsizlik başköşede hükümdar yapıldı. Kamusal görevlendirmelerde liyakat yerine sadakat
önceliklendirildi. Uyduruk makamlar, kişilere göre kadro. Vasıfsız kadroların önemli makamlara
gelmesi ile kurumsal kapasite çıkarlar kişiselleşti.
Kılıçdaroğlu kimden emir alacak? Üç şık var birisi Erdoğan’dan! İkincisi Erdoğan’dan Dolaylı.
Üçüncüsünü doğrudan hami nineleri (Sam amca, Kraliyet ve Vatikan)… Erdoğan’dan alırsa iyi. Kol
kırılır yen içinde kalır. Dolaylı alırsa sıkıntılı. Düğün dernek havası oluşur. Direk alırsa, Saddam ve
Kaddafi hatırlatması yapılır.
Biz yaptık, yine biz yaparız. Siyasi ve kişisel çıkarlar uğruna her şey yapacak güce artık
sahipler. Artık yeni anayasa yapabilirler... Yanlarında deşifre olmuş utanmaz bir adam var.
Başından beri ihanetin aktörü olan bir adam artık iktidara ortak.
Yalanlara alıştırıldık. Artık gerçek yok. Gelecek yok. “Yaşıyordu bir tarla sıçanı gibi ve korkaktı
bir tarla sıçanı kadar. Nazım Hikmet…
Herkes üç maymunu oynuyor. Denetimsizlik ve Hukukun Üstünlüğü… Kurumların işlevsizleştirilmesi
ve yargı bağımsızlığındaki gerileme, yolsuzluk iddialarının şeffaf bir şekilde soruşturulmasını
engellediği gerekçesiyle eleştirilmektedir.
Bir tarafta “Teslim Alınmış” Olanlar. Diğer tarafta “Sisteme Boyun Eğmeyen Düşünceler ve
Tepkiler”! Hak ve Adalet Arayışı: Mevcut düzene karşı olan muhalif kesimler ve sivil toplum
hareketleri, hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını ve gelir adaleti taleplerini ön planda tutmak
değimli Dersim’li bay kemal tadır.
Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik İktidar ve bürokrasi pratiklerine karşı duran düşünceler; kamusal
ihalelerin şeffaflığı, siyasi ahlak yasalarının etkinleştirilmesi ve kamusal denetimin artırılmasını
savunmasına artık gerek yok bay kemal. Sayende içleri çok rahat. Adı “Siyaset”. Yani ahlaksızlığın
tercümesi şu; “Dün dündür. Bugün bugündür”…
Gençlik ve Eğitim Vizyonu artık önemsiz. Sistematik çürümeye karşı tepki gösteren aydınlar ve gençlik
hareketleri, eğitimin bilimsel temellere oturtulmasını, fırsat eşitliğinin sağlanmasını ve eleştirel
düşüncenin teşvik edilmesini alternatif bir çıkış yolu olarak sunmasına gerek kalma dı kefere kemal…






