SİYASET… DEMOKRASİ İPTAL…

Bireysel çıkarlarını toplumun refahının ve evrensel değerlerin önüne koyan, bunu da samimiyetsiz maskeler ardına gizleyen bir zihniyetin toplumsal bir fayda üretmesi veya toplumsal yararı gözetmesi gerçekten de eşyanın doğasına aykırıdır.

Gündem Yayın: 23 Mayıs 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 23.05.2026 23:50:00
Editör -
Okuma Süresi: 8 dk.
Google News

SİYASET… DEMOKRASİ İPTAL…
Çok yüzlüler… Çok yüzsüzler!
Bireysel çıkarlarını toplumun refahının ve evrensel değerlerin önüne koyan, bunu da samimiyetsiz maskeler ardına gizleyen bir zihniyetin toplumsal bir fayda üretmesi veya toplumsal yararı gözetmesi gerçekten de eşyanın doğasına aykırıdır. Milleti kaz yerine koyarak, saltanat peşinde koşan tüm akıllara lanet olsun.
Bunun adı demokrasi olamaz.
Bunun adı halk iradesi olamaz.
Bu aymazlığın adı “hukukun üstünlüğü” palavrasıyla örtülemez.
Bir yanda 105 yıl önce Anayasa'ya Sosyal Hukuk Devleti yazdırmak için ömrünü feda edenler, diğer yanda 105 yıl önce Anayasaya yazılmış Sosyal Hukuk Devletini ortadan kaldırmak için, hukuk masalıyla senaryo yazanlar ve iktidarıyla muhalefetten kopmuş kuklalarla bir araya gelmiş çadır tiyatrosu ibişleri.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi; CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38nci olağan Kurultayı “çıkar odaklı oy kullanıldığı” iddiaları ile 2 yıl sonra itiraz süresini geçirmiş olmasına rağmen Kurultayı iptal ederek CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılması karar verebiliyor. Kılıçdaroğlu Genel Başkan olarak açıklanıyor, Böylelikle CHP’nin olağan kurultayı yok sayılıyor.  Bu karara utanmadan hukuk demiyorlar mı?
Seçim İptalleri ve İktidar-Muhalefet Dinamikleri
Yasaların ve YSK kararlarının siyasi iktidar lehine esnetildiği eleştirileri, muhalefet kanadında iktidarın demokratik yollarla el değiştirmesini zorlaştıran bir sistemin varlığı endişeleri artırmaktadır. Bu eleştirilerde; YSK'nın aldığı olağan seçimleri iptal kararlarında farklı, kendi onayladığı seçimleri korumakta farklı bir tavır sergilediği, iktidarın kendi pozisyonunu korumak için kurumsal mekanizmaları kullandığı, muhalefetin ise mevcut dar alanda etkisiz bir siyaset izleyerek statükoya razı olması hükmüdür.
Monarşinin ayak izleri… Akıl tutulması! 
Anayasaya göre; “YSK kararları kesindir. Kararlar aleyhine başka hiçbir mercie başvuru yapamaz”. 16 Nisan 2017 anayasa referandumu sırasında oy verme işlemi devam ederken aldığı kararla, sandık kurulu mührü bulunmayan zarf ve oy pusulalarını dışarıdan getirildiği kanıtlanmadığı sürece "geçerli" kabul etmiştir. Mühürsüz oylara geçit veren YSK kendi onadığı ve mazbata verdiği olağan seçimin iptaline yönelik yapılan başvuruyu reddediyor. 
Türkiye'deki seçim süreçlerinde Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararlarının anayasal olarak kesin olması ve geçmişteki tartışmalı uygulamalar, iktidar ve muhalefet cephelerinde siyasi meşruiyet ve yargı bağımsızlığı tartışmalarını tetiklemektedir.
Monarşilerde demokrasi olur mu? 
Demokrasi inilip binilen bir Tramvay olabilir mi? Demokrasi Amaç olarak kullanılabilir mi? Velhasıl Demokrasi bu ülkeye birkaç numara büyük mü? Acaba. Demokrasi Somut olursa ne olur. Soyut olursa kimlerin hayalini süsler. Örneğin Sosyal Demokrasi oluyor da, Neden Faşist Demokrasi, Ya da Liberal Demokrasi olmuyor. Demokrasi romantizm içeren içi gizem dolu bir keyfiyet yönetimi değildir. Demokrasi Atanmış, Seçilmiş çekişmesi veya ilişkisi değildir. Demokrasi kurallar manzumesidir. Devletin temel nitelikleri içindeki en önemli unsurdur. 
İstenilen; iktidarın damak tadına uygun bir muhalefet. Bu sefer sert kayaya çarptılar. Her türlü kumpasları hukuk adıyla uygulamaya soktular… Çetin cevizleri kırma girişimi.
Baykal ve Kılıçdaroğlu Girdikleri her seçimi kaybettikleri gibi  CHP’ni ideolojik ekseninden sağa kaydırdılar. “Atatürk” ismi yalnızca gerekli görüldüğünde kullanılan bir siyasi refleks ve popülist reaksiyon aparatı halini aldı.
CHP’in Kemalist ilkelerden uzaklaşması, ilkesizlik, "siyasi çürüme" ve ulusal/laik değerlerin dışında siyaset üretmesi, parti içi liyakatsizlik ve çürümenin artması kullan at siyasetin aparatı haline dönüştürüldü. Seçmeni tedirgin etmiş olması, seçmenin uzaklaşması gayet doğal. Bu kavga iç çekişme bu ülkede kaosun fitilini ateşliyor. Bunu da CHP başındaki aparatlar marifetiyle  sürdürülebiliyordu. 
Mustafa Kemal Atatürk’ün oluşturduğu öz kimliğini ve ruhunu bu iki kimlik döneminde kaybetti. Bu iki aktör sayesinde ülkede muhalefet krizi, iktidarı daha etkin kıldı. Özellikle sağ kökenli siyasetçilerin partiye dahil edilmesi ve parti içi muhalefetin tasfiye edilmesi bu eleştirilerin merkezinde yer aldı.
Atatürk'ün "Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir" sözüne karşılık, partinin bazı yöneticilerinin ve politik figürlerinin geçmişteki katı laiklik uygulamalarının veya ilkelerin zamanın ruhuna göre yeniden yorumlanabileceğine dair açıklamaları, parti tabanında ve muhalif çevrelerde ciddi fikir ayrılıklarına yol açmıştır. 
CHP Değirmentaşı gibi… Binlerce CHP’li kimliği acımasızca yıllarca öğüttü.
Ümit Kocasakal CHP’den yolunu neden ayırdı?
Suheyl Batum, Birgül Ayman Güler partiden neden ihraç edildi?
Emine Ülker Tarhan, Muharrem İnce… Günahları neydi?   
Söz konusu ayrılmalar ve uzaklaştırmaların temelinde Cumhuriyet'in kurucu değerleri ile modern çağın getirdiği siyasi sosyalleşme ihtiyaçları arasındaki çatışmanın ve Türkiye'deki laiklik - muhafazakârlık eksenindeki siyasi kutuplaşmanın bir özetidir. Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP'nin yerine oturtulmaya çalışılan yeni ideolojik konumlanmasında Atatürkçülerin yeri bulunmamaktadır. Kılıçdaroğlu yönetiminde ki CHP'de Atatürk artık yalnızca gerekli görüldüğünde kullanılan bir siyasi refleks ve popülist reaksiyon fikren CHP'den tasfiye edilişinin sonucudur. 
Bunun dışında CHP için Atatürk artık Mustafa Kemal'e dönüşmüş, ulusalcı Atatürkçüler ise Erdoğan karşıtlığı çatısı altında buna katlanmak ve sandık geldiğinde bu motivasyonla CHP'ye veya dostlarına oy vermek zorunda olan kitleler haline gelmiştir. CHP yönetiminin meseleye bakış açısı da bu şekildedir ve bu bakış Kaftancıoğlu nezdinde somutlaşmaktadır. Dolayısıyla CHP'deki Atatürk tartışmaları ve Atatürkçü fikirlerin tasfiye süreci ancak böylelikle somut bir anlam kazanmaktadır.
Ekonomisi çökertilip, doğası ve her türlü zenginliği acımasızca talan edilen Türkiye Cumhuriyeti, harici ve dahili kumpaslarla çatala alınırken uğraştığımız şeylere bakar mısınız? 
Toplum bilinçli bir şekilde etnik ve mezhepsel temelde ayrıştırılıp ortak paydaları ve değerleri yok edilir, yurttaşlık duygusu köreltilip alt kimlikler üzerinden fay hatları yaratılırken, gündem olmaması gereken gündemlerle kafamız bulandırılıp bilincimiz köreltilirken nelerle oyalanıyoruz... Ülkenin bunca ağır sorunu varken tartışma konusuna bakınız. Bu ahlakı ahlaki bulmak ülkeye yapılan en büyük ihanettir. Namussuzluktur.
Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret edenleri, Cumhuriyet ve altı okla sorunlu olanları milletvekili yapanlara, bu duruma ses çıkarmayıp sineye çekenlere gerçek anlamda CHP'li denilebilir mi? O'nun yurttaşlık bilinci ve millet olma şuurunun aksine, etnikçilik ve mezhepçilik üzerinden politika yapanlar, alt kimlikler üzerinden toplumu ayrıştıranlar, etnik bölücülüğe güzellemeler yapıp mavi boncuk dağıtanlar, Türkiye'nin milli çıkarları için yapması gereken operasyonlardan rahatsız olup "savaş" olarak niteleyenler CHP'li olabilir mi?

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.